Prana

Yoga geleneğinin birincil öğretilerinden biri kendimize dair öz düzenleme (“self-regulation”) yapma imkanı sağlamasıdır. Günlük hayatın içinde, olaylar karşısında aşırı tepki verme eğilimimizin farkına vararak, onun yerine cevap vermeyi seçmek ya da yoga pozuna dair bizi zorlayan bir teknik üzerinde çalışmakta ısrar etmeksizin o tekniği basitleştirmek öz-düzenlemenin bize sunduğu hediyelerden sadece bir kaçı. Bu örnekleri, kendi deneyimlerimizden yola çıkarak çoğaltabiliriz.

Aşırı tepki verdiğimiz, olanı olduğundan farklı algılayıp korkuya kapıldığımız, bağımlılık geliştirdiğimiz hatta ümit etmeye başladığımız an ya da kendimizi istemediğimiz bir ortamda kalmaya mecbur kıldığımızda yaşam enerjimiz dışarı sızmaya başlıyor. Eski yogilerin en çok üzerine durdukları konu pranayı nasıl muhafaza edeceğimiz. Prana, yaşam gücü, hayat enerjisi, ayakta kalabilme gücü, metanet, şevk ya da bizler için en ulaşılabilir haliyle nefesimiz. Dış uyaranların müdahalesine izin verdiğimiz sürece prana içerden dışarıya doğru sızmaya devam eder. Yoga alet çantamızın kapağını aralayıp bize neler yardımcı olur, ona bakabiliriz. Yoga pozlarında kalırken bandhaları devreye sokmak, matın üzerindeyken odak noktamızı korumak prananın yerçekiminin etkisiyle toprağa doğru sızmasının, dikkatimizin odanın içinde dağılmasının önüne geçiyor. Pratyahara sayesinde farkındalığı dış objelerden içsel alanımıza yönlendirdiğimiz an Prana saklı kalmaya devam ediyor.

Fiziksel yorgunluğun haricinde kendimizi bitkin, halsiz ve isteksiz hissettiğimiz zamanlar olur. Yaşam enerjisi, pranayı, tasarruflu biçimde kullanmanın önemini bu anlarda anlarız.