Herkese Yoga için Hizada Esneklik

Sırt üstü arkaya eğilme pozlarında ayaklarını kalça mesafesinde tutmalarını artık öğrencilere neden söylemiyorum ? Uzun yıllar başlangıç seviyesi için Setubandasana, orta ve ileri seviyeler için Urdhvadhanurasana, Viparita Dandasana pozlarını öğretirken kalça mesafesi hizası konusunda ısrarcıydım. Hatta sözle yönlendirmeyle yetinmeyip yetişebildiğim kadarıyla ellerle yönlendirme de yapardım. Zaman içinde hem kendi bedenim hem öğrenciler üzerinde gözlem yapmaya başladıkça bu bakış açısını geride bırakmaya karar verdim. 

Sebeplerine gelince;

Her beden için kalça mesafesi hizasını bulmak ve poz süresince korumak mümkün değil. Özellikle belde ağrı baş gösterince, pozda kalış süresi uzadıkça yoga rahatlatıcı olmak yerine ıstırap verici bir hal alıyor. Beldeki sıkışma, uzun omurgayı koruyamama, pozun yoğunluğunun omurgada eşit şekilde yayılmasını engelliyor. 

Bu ayki blog yazısı Svadhyaya üzerineydi. Her ne kadar Svadhyaya, kutsal kadim metinler üzerinden çalışmak ve kişinin kendine dair içsel araştırma yapması anlamına geliyorsa da bu araştırma aslında ilk katman olan fiziksel bedende başlıyor. Sübtil anatomiye göre beden beş katmandan oluşur. İlk katman olan fiziksel bedendeki acı diğer katmanlara da rahatsızlık verir. Neticede tüm katmanlar iç içe geçmiş durumda. Belimizde süregelen ağrı, nefesimizi sıkıştırıyor, zihnimizde olumsuz izler bırakıyor. Dolayısıyla öğrencilere  beden üzerinde araştırma yapma fırsatı sunmak içsel araştırmaya, daha derindeki katmanlara doğru giden yolun kapısını aralıyor. Belinizi sıkıştırmadan kalmak için zemini ne şekilde kurmanız gerekli ? Bu sorunun cevabını araştırırken kendimize dair birçok şey öğreniyoruz. 

Her beden birbirinden farklı ve özel. Yoga, tek tip bedene hizmet eden bir rekabet platformu değil. Dolayısıyla herkese yoga diyorsak beden farklılıklarına saygı göstermemizin ilk adımı pozları modifiye etme konusunda özgürlük tanımak. Dışardan bakarak pozların kime ne ölçüde şifalı geldiğini bilemeyiz. Görsellikten ziyade pozları içselleştirerek, kendi yoga pratiğimizi oluşturabilirsek sürdürülebilirliğin temellerini atarız.