40 ıncı Gün – Glutensiz Hayat

An itibarıyla glutensiz geçen hayatımın kırkıncı günündeyim. İlk yazımı 21 inci günün sonunda yazmış ve kendi deneyimlerimi aktarmıştım. Sizlerden gelen yorumlar doğrultusunda placebo etkisi olabilir mi sorusunu hep aklımın bir köşesinde tutarak kendimi gözlemledim. Bedenimdeki rahatlık hissi ve zihnimdeki berraklık aynı şekilde devam etti. Dikkatimi en çok çeken açlık ataklarının tamamen sona ermesi oldu.

Neler mi yemedim ? Arpa, yulaf, buğday, çavdar içeren hiçbir ürünü tüketmedim. Bira da dahil. Hazır çorbalar, soslar (özellikle soya sosu), her türlü pastane ürünü hayatımdan çıktı. Kinoa, karabuğday, siyah pirinç, kuru börülce, maş fasülyesi ve her türlü sebze ve meyvayı bol bol tükettim.

Glutensiz olduğu söylenen paket ürünlerden denedim. Ancak yağ ve şeker oranları fazla. Ayrıca adını bilmediğim katkı ürünlerini içerdiğini görünce onlardan uzak durdum. Doğal atıştırmalıkları tercih ettim. Yağ ve tuz içermeyen badem, fındık, kaju, sarı leblebi kurtarıcım oldu. Bol ceviz, kuru incir, kayısı, hurma, çekirdekli üzüm tatlı ihtiyacımı giderdi. Juicing imdadıma koştu, bol C vitamini içeren smoothie ler hazırladım.

Glutensiz ekmek nasıldır diye sorarsanız henüz denemedim. Ancak Naz Şarman’dan duyduğum kadarıyla karabuğday ve mısır unu karıştırılarak hazırlanan ev yapımı ekmekler başarılı.

Ben vejeteryan olduğum için et tüketmedim. Et ürünleri tüketmeyi tercih edenler için glutensiz beslenme haliyle daha fazla seçenek içeriyor.

Geldiğim aşamada hem fiziksel hem de ruhsal olarak çok rahat hissediyorum. Daha hafif, daha zinde, daha iyimser ve enerjik. Ancak şunu da söylemek isterim, beslenme şekli tamamen kişisel tercihlerimiz doğrultusunda şekilleniyor. Her birimize iyi gelen ya da gelmeyen gıdalar farklı. Neyi hazmedip neyi hazmedemediğimize bakmak Yoga’nın bize olan hediyelerinden Svadhyaya sayesinde kendi üzerimizde incelemeye dönüşüyor. Zaten kendimizi dinlemeyi öğrendiğiniz zaman birçok sorunun cevabı kendiliğinden ortaya çıkmıyor mu ?