Raya bakarsan başın döner

Ne kadar çok hobiler edinmeye çalışırız ! Ama sürdürebilirliği sağlamakta zorlandığımız için vazgeçişler baskın çıkar. Bir yerlere ulaşma, birşeyleri tamamlama, tatmin olma kaygısı ön planda olur. Yaptıklarımız birer görev halini alınca artık sıkıcı gelmeye başlar. Aynı senaryo tekrarlanır. Yolun bizi nereye götüreceğini düşünmekten yol boyunca yaşadığımız deneyimlerin keyfini çıkarmaya ne enerjimiz ne de vaktimiz kalır.

Zen uygulamasında; “ yol”, “binlerce kilometre uzunluğunda tek demiryolu rayı” olarak tanımlanır. Shunryu Suzuki, bu kavramı çok net anlatır. “Nereye giderseniz gidin demiryolu rayları aynıdır. Ne gittikçe daralır ne de genişler, trenden gördüğümüz görüntü değişir, fakat daima ray üzerinde gideriz. Rayın başlangıcı ya da sonu yoktur. Ne başlangıç noktası, ne de amaç vardır, varılacak herhangi bir yer yoktur. Bizim yolumuz sadece rayın üzerinde ilerlemektir.”

Tehlike, demiryolu rayını merak ettiğimizde başlar. Başlangıç noktası neresi, amaç ne, varılacak yer beni tatmin eder mi ? Bu sorular zihne dolunca tehlikeyle karşılaşırız. Bıkkınlık, yorgunluk, hayalkırıklığı, tatminsizlik önümüze geniş bir paket olarak çıkar.

Suzuki’nin deyimi ile; “Eğer raya bakarsanız başınız döner. Yalnızca trenden gördüğünüz manzaranın keyfini çıkarın.